26 Kasım 2017 Pazar

Araf s. 175. Ayetinde Geçen "Fe etbeahuşşeytanü" İbaresinin Çevirisi Üzerine Bir Mülahaza

Kur'an çevirilerinde göze çarpan hatalardan bir tanesi de aynı ibarenin geçtiği ayetlerin birbirinden farklı anlamda çevrilmiş olmasıdır. Başka meallerden kopya çekerek meal hazırlamayan, Kur'an bütünlüğüne hakim olan bir çevirmen, aynı ibarenin diğer ayetlerde yapılan çevirisine dikkat etmek  sayesinde, daha önce yapılmış bazı hatalı çevirileri görebilir, dolayısı ile kendisi de aynı hataya düşmekten de kurtulabilir.

Araf s. 175. ayetini meallerden karşılaştırmalı olarak okuyan, ve ayet içindeki kelimelerin geçtiği diğer ayetlerde nasıl çevrilmiş olduğuna dikkat eden bir Kur'an okuyucusu, bu ayet içinde geçen Fe etbeahuşşeytanü ibaresinin çevirisinde bir farklılık olduğunu görecek, ve bu ayetin çevirisinde bir hata olup olmadığını sorgulayacak, Kur'an bütünlüğüne dikkat eden bir okuma yaptığında ise, hatayı görebilecektir.

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ الَّذِي آتَيْنَاهُ آيَاتِنَا فَانْسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ فَكَانَ مِنَ الْغَاوِينَ

Bu ayetin tetkik etme imkanı bulduğumuz bir çok mealde şu şekilde çevrilmiş olduğunu gördük.

Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde, onlardan sıyrılan ve şeytanın arkasına taktığı sonunda da azgınlardan olan o kimsenin haberini anlat.

Çeviride problem olarak gördüğümüz nokta, ayet içinde geçen فَأَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ  ibaresinin bir çok mealde "şeytanın arkasına taktığı",  "onu şeytan peşine taktı",  "Şeytan da onu kendisine tâbi kıldı" şeklinde çevrilmiş olmasıdır. Bizim çeviri problemi olarak gördüğümüz nokta, bir çok kişi tarafından normal bir çeviri olarak görülebilir, çünkü konu şeytan olduğunda bir çok ayette Allah (c.c) bizlere ona tabi olmamamızı emretmektedir. Bu ayetlerdeki emirlerden dolayı bir çok çevirmen Araf s. 175. ayetinin çevirisinde hata sayılacak bir çeviriye imza atmıştır. 

Bu ayetin çevirisini yapanlar (bütün çevirmenlerin aynı hataya düştüğünü iddia etmediğimizi hatırlatmak isteriz) şayet ayet içinde geçen فَأَتْبَعَهُ kelimesinin geçtiği diğer ayetlere dikkat eden bir çeviri yapmış olsalardı, bu hataya düşmeyeceklerdi.

Bu kelimenin aynısı iki ayrı sure içinde daha geçmektedir. 

Hicr s. 18. ayeti:

إِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُبِينٌ
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir alev takip eder.

Saffat s. 10. ayeti:
إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ
 Ancak çalıp kapan olursa; onu da hemen delip geçen yakıcı bir alev takib eder.

Bir de kelimenin iki yerde geçen Fe etbeuhum şeklinde geçişlerini de örnek vermek istiyoruz.

Yunus s. 90. ayeti:

وَجَاوَزْنَا بِبَنِي إِسْرَائِيلَ الْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْيًا وَعَدْوًا ۖ حَتَّىٰ إِذَا أَدْرَكَهُ
الْغَرَقُ قَالَ آمَنْتُ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا الَّذِي آمَنَتْ بِهِ بَنُو إِسْرَائِيلَ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve askerleri saldırı ve düşmanlık amacı ile peşlerine düştüler. Sonunda Firavun boğulmanın eğişine geldiğinde, «İsrailoğulları'nın inandıkları ilahtan başka ilah olmadığına inandım, ben de O'na teslim olanlardan (müslümanlardan) biriyim» dedi.

Taha s. 78. ayeti:

فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ بِجُنُودِهِ فَغَشِيَهُمْ مِنَ الْيَمِّ مَا غَشِيَهُمْ
Bunun üzerine Firavun, askerleri ile birlikte onların (israiloğullarının) peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.

Konumuz olan kelimenin farklı zamirlerle kullanılan başka geçişleri de mevcut olmakla birlikte, yazıyı uzatmamak adına bu kadar örnekle yetiniyoruz. Şimdi verdiğimiz örnek ayetlerin çevirisi ile, Araf s. 175. ayetine yapılan ve hatalı olduğunu düşündüğümüz çevirileri karşılaştıracak, örnek ayetlere Araf s. 175. ayetine verilen ve hatalı olduğunu iddia ettiğimiz  anlam doğrultusunda bir meal örneği vererek, yapılan hatayı göstermeye çalışacağız.

Hicr s. 18. ve Saffat s. 10. ayetleri, Muhammed (a.s) a inen vahye karşı herhangi bir dış etkenin müdahalesi olmadığı bildiren bir bağlama dahil olan ayetlerdendir. Hicr s. 18. ayetini şayet Araf s. 175. ayetine verilen ve hatalı olduğunu düşündüğümüz çeviriler doğrultusunda bir anlam vermeye kalktığımızda, bu ayetin çevirisi kulak hırsızlığı yapanı yakıcı bir alevin takip ettiği şeklinde değil,  kulak hırsızlığı yapanın alevli ateşi takip ettiği şeklinde yapılması gerekirdi. 

Daha net anlaşılması için: Kulak hırsızı önde kaçarken onu arkasından alevli ateşin takip ettiğini ifade eden doğru anlam yerine, alevli ateş önde kaçarken onu arkasından kulak hırsızının takip ettiği şeklinde yapılan bir Hicr s. 18. ayeti çevirisi nasıl hatalı olursa, Araf s. 175. ayetine verilen meallerde öyle hatalıdır.

Araf s. 175. ayetinde geçen Fe etbeahuşşeytanü ibaresinin çevirisinin Şeytanın arkasına taktığı şeklinde yapılan çevirisini baz alarak Hicr s. 18. ayetine de, "Kulak hırsızlığı yapanı parlak ateşi takip eder" anlamı verilmesi gerekirdi.

 Saffat s. 10. ayeti de aynı şekildedir, ayette sözü çalıp kapan olursa o sözü çalanı yakıcı bir alevin takip ettiği şeklindeki doğru anlam yerine, sözü çalıp kapanın yakıcı alevi takip ettiği şeklinde yapılan bir çeviri nasıl hatalı olursa, Araf s. 175. ayetine verilen anlam da öyle hatalıdır.

Yine Araf s. 175. ayetinde geçen Fe etbeahuşşeytanü ibaresinin çevirisinin Şeytanın arkasına taktığı şeklinde yapılan çevirisini baz alarak Saffat s. 10. ayetine de, Ancak çalıp kapan olursa, o çalıp kapan delip geçen yakıcı ateşi takip eder" anlamı verilmesi gerekirdi.

Yunus s. 90. ve Taha s. 78. ayetlerinde, Firavun ve askerlerinin İsrailoğullarının peşine düştüğü bildirilmektedir. Eğer bu ayetlerin çevirilerini Araf s. 175. ayetine verilen hatalı anlamı baz alarak yapacak olduğumuzda, İsrailoğullarının Firavun ve askerlerinin peşine düştüğü şeklinde bir anlam verilmesi gerekirdi ki, böyle bir anlamın hatalı olacağı herkesçe malumdur.

Hal böyle iken neden Araf s. 175. ayetinin çevirisini hatalı olarak yapanlar bu noktaya dikkat etmeden çeviri yapmışlardır. Çeviri yapanların Arap dilini bilmediklerini söylemek onlara haksızlık olacaktır, fakat kopyacı veya ilgili kelimenin Kur'an içinde geçişlerine dikkat etmediklerini söylemek haksızlık olmayacaktır.

Araf s. 175. ayetinin kelime kelime çevirisi şu şekildedir:

Vetlu aleyhim: Onlara oku
Nebeellezî âteynâhu âyâtina: Ayetlerimizi verdiğimiz adamın haberini
Fenseleha minhâ: Fakat o ayetlerimizden sıyrıldı
Fe etbeahuş şeytânu: Şeytan (ayetlerimizden sıyrılan adama) tabi oldu, peşine düştü
Fe kâne minel gâvîn: Böylelikle azgınlardan oldu.

Problem, ayet içinde geçen Fe etbeauşşeytanu ibaresinin, Şeytan ona tabi oldu, peşine takıldı şeklinde çevrilmesi gerekirken, O şeytana tabi oldu, şeytanın peşine takıldı şeklinde çevrilmesinden kaynaklanmaktadır. 

Bu noktada Fe etbeahu kelimesindeki hu zamirinin, "O" veya "Ona" şeklinde her iki anlamında
verilebilmesinin gramer olarak mümkün olduğu, Fe etbeahuşşeytanü kelimesinin, O şeytana tabi oldu anlamına gelebileceği gibi, Şeytan ona tabi oldu anlamına da gelebileceği iddia edilebilir. 

Bu kelimenin, O şeytana tabi oldu, şeytanın peşine takıldı anlamının doğru olduğunu düşündüğümüzde, Hicr s. 18. ayetine, Kulak hırsızlığı yapan alevli ateşi takip etti anlamı, Saffat s. 10. ayetine, Çalıp kapan yakıcı alevi takip etti, Yunus s. 90. ve Taha s. 78. ayetlerine, İsrailoğulları Firavun ve ordusunu takip etti peşine takıldı anlamının verilmesi gerekirdi. Bu ayetlere verilen anlamlar ne kadar doğru ise ki değildir, Araf s. 175. ayetindeki Fe etbeahuşşeytanü kelimesine verilen O şeytana tabi oldu anlamı da o kadar doğrudur.

Tetkik etme imkanı bulduğumuz bir çok meal bu ayeti hatalı olarak çevirirken, doğru olarak çevirenler de bulunmaktadır. 

----Adem Uğur:Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku.
----Bayraktar Bayraklı: Onlara şu adamın haberini oku! Kendisine âyetlerimizi vermiştik; fakat onlardan sıyrılıp çıktı. Ondan dolayı şeytan kendisini takip etti ve sonunda azgınlardan oldu.
----Diyanet Vakfı: Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku.
----Edip Yüksel: Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz, ancak onlardan sıyrılmış-geçmiş kimsenin ne duruma düştüğünü anlat onlara. Sapkın onu saptırıncaya kadar izlemişti.
----İlyas Yorulmaz: Ayetlerimizi kendisine verdiğimiz kimsenin haberini onlara oku. O ayetlerimizden uzaklaşmış ve şeytan da onu takip edip izlemiş, o da azgınlardan olmuştu.
----Kadri Çelik: Onlara, kendisine ayetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, bu yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin (Bel’am b. Baura’nın) haberini oku.
----Muhammed Esed: Ve kendisine mesajlarımızı lütfettiğimiz halde onları bir kenara atan kimsenin başına gelecek olanı anlat onlara: Şeytan yetişip yakalar onu ve o da, başka niceleri gibi, vahim bir sapışla sapıp gider.
----Sadık Türkmen: Onlara, şu kimsenin haberini de oku/anlat: Kendisine ayetlerimizi vermiştik, onlardan sıyrılıp çıktı. Şeytanın peşine takıldı nihayet azgınlardan oluverdi.

[043.036] Kim Rahmanın hikmetlerle dolu ders olarak gönderdiği Kur’ân’ı göz ardı ederse, Biz de ona bir şeytan sardırırız; artık o, ona arkadaş olur.
Konumuz olan kelimenin çevirisinde yapılan hata, aynı zamanda ayetteki çok önemli bir anlatımın da yok edilmesine yol açmıştır. Şeytanın Allah'ın ayetlerinden sıyrılan kişinin peşine takılması, onu takip etmesi, Allah'ın ayetlerinden sıyrılmış olmanın ne kadar büyük bir cürüm olduğunu da ifade etmesi bakımından önemli bir anlatımdır. Bilindiği gibi insanlar genellikle şeytanın peşine takılan bir yol izlerler, fakat bu ayette bu durum böyle olmamış, şeytan başka birisinin peşine takılmıştır.

Bu durumu bizim dilimizde meşhur olan,
Şeytana dahi pabucunu ters giydirmek deyimi ile izah etmek konuyu daha anlaşılır hale getirecektir. Ayet içinde zikri geçen kişi her kimse küfürde öyle bir zirve yapmıştır ki, şeytanı dahi kendisine hayran bırakarak, onu bile kendisine tabi kılabilmiştir.
Burada şeytanın kimliği üzerinde herhangi bir yorum yapmaya çalışmak konuyu uzatacaktır. Ayet ile ilgili olarak sadece çevirisi ile ilgili bir çalışma yapmaya çalıştığımız için, Araf s. 175-176. ayetlerinin mesajı üzerinde daha sonraki yazılarımızda durmaya gayret edeceğiz.

EN DOĞRUSUNU ALLAH (C.C) BİLİR.
Kadri Çelik:
Onlara, kendisine ayetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, bu yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin (Bel’am b. Baura’nın) haberini oku.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder